VHF ve UHF ARASINDAKİ FARKLAR

Gönderen: TB1DUA
VHF (Very High Frequency) 30-300 MHz ya da 10 Metre – 2 Metre arasında kalan radyo frekans aralığıdır. FM bandı da bu bakımdan VHF‘ye dahildir. RF (radyo frekans) dalgaları belli bir kesim frekansından sonra iyonosfer tabakasından yer yüzüne yansımak yerine bu tabakanın içinden geçmeye başlarlar. İşte bu kesim frekansı kısa dalga (HF) aralığının bitişini ve VHF aralığının başlangıcını belirler.
Kısa dalga bandında radyo dalgaları iyonosferden yansıyarak Dünya’nın çevresini bile dolaşabilirken VHF dalgaları bu tabakadan yansımadıkları için bu bantta asıl olarak mevcut olan karasal dalgalardır. Fakat VHF’nin önemli bir avantajı çoğu kısa ve orta dalga bantlarında mevcut olan atmosferik gürültünün azlığıdır. Zaten genel olarak frekans bu bantların üzerine çıktıkça atmosferik gürültü azalır. Burada atmosferik gürültüye arabaların ateşleme sistemlerinin yarattığı gürültüler gibi nispeten düşük frekanslı gürültüleri de ekleyebiliriz. Yukarıda bahsettiğim kısa mesafeli haberleşmeler dışında bazı nadir oluşan durumlarda bu menzil artabilir. Bu da genelde iyonosferin kesim frekansını VHF frekanslarına taşıyacak kadar yoğunlaşması ya da troposferde oluşan sıcak-soğuk hava değişiklikleri neden olabilir. Ama dediğim gibi bu durumlar çok nadir meydana gelir. Genel olarak VHF kısa mesafeli haberleşmeler için uygundur ve en iyi performans bir birini arada engel olmadan gören istasyonlar arasında yapılır.
VHF frekanslarının bittiği yerden yani 300 MHz’den 3 GHz’e kadar olan kısma da UHF denir. UHF bandında atmosferik gürültü neredeyse yok gibidir. Bu sebepten dolayı UHF hassas haberleşmelerin (örneğin dijital) yapılması için düşük frekanslardan daha uygundur. Ayrıca bu bantta iyonosfer yansımaları yok denecek kadar azdır. Bu yüzden uzun mesafeli haberleşmeler için uygun değildir. Uzun mesafeli haberleşmeler VHF için saydığım nadir durumlarda gerçekleşebilir ama burada bu olayların oluşması olasılığı daha azdır. UHF frekanslarının önemli bir dezavantajı ise sisli, nemli havada sinyalin önemli bir kayba uğramasıdır. Haberleşme yolunun üzerindeki bir ağaç bile bağlantının kurulamamasına sebep olabilir. Yine UHF‘de de en iyi haberleşme bir birini direk gören noktalar arasında sağlanır. Ayrıca 1 GHz’den sonraki kısım mikrodalga bölümüne de dahildir. Mikrodalgaların da bildiğiniz gibi ısıtma sistemlerinden kablosuz ağ sistemlerine kadar geniş bir kullanım alanı vardır.

Bunların dışında bu iki bandın daha düşük bantlara göre bir avantajı da kısalan dalga boyları nedeniyle sistemlerde kullanılan anten boylarının küçülmesidir. Kısa dalga 40 metre bandında çeyrek dalga bir anten bile 10 metre boyuna denk gelirken VHF ve UHF frekanslarında bu boylar bir kaç santim olacak kadar küçülür. Cep telefonları, telsiz telefonlar gibi taşınabilir sistemlerde bu bantların kullanılmasının bir nedeni de budur.